Eğitim Rehberi

Lise, Üniversite ve Dil Eğitimleri ile ilgili bulabileceğiniz tüm güncel bilgiler burada.


ULUSLARARASI BAKALORYA (IB) NEDİR?

Uluslararası Bakalorya Organizasyonu; ilk kez, İsviçre´nin Cenevre kentinde, 1968´de, ticari olmayan bir kurum olarak kuruldu. O günden bu yana tüm dünyada kabul edilen en yetkin, en akılcı, en işlevsel eğitim programıdır. Kuruluş amacı; lise ya da üniversite eğitimini kendi ülkesi dışında başka bir ülkede sürdüren öğrencilerin okudukları müfredat programının ortak ve evrensel bir çerçeve dahilinde yürütülmesidir.

Uluslararası Bakalorya (IB) Programı 16-19 yaş arası öğrenciler için hazırlanmış, geniş kapsamlı, üniversite öncesi iki yıllık bir programdır. Bu programı seçen yüksek motivasyonlu lise öğrencileri bitirme sınavları sonunda uluslararası geçerliliği olan IB Diploması´nı alırlar. Türkiye´de üniversiteye giriş öncesi akademik alanlaşma dikkate alınarak IB programı MEB gerekliliklerine uygun bir biçimde hazırlanmıştır.

Liselerin 10.sınıfında öğrenciler bu diplomaya hazırlık yılını okumaktadırlar. Bu yıla Pre-IB yılı denir. Meslek seçimlerine göre belirleyecekleri dersler yönünde IB programı için alıştırma yılıdır.

AMAÇLAR VE DERS PROGRAMI

Öğrencilerin IB programının içeriği ve önemi konusunda gerekli bilgiyi kazanmalarını; Zamanlarını en verimli biçimde kullanarak kendilerine en uygun çalışma yöntem ve tekniklerini geliştirmelerine yardımcı olmayı; Araştırma yapma becerilerini geliştirmeyi; Yazma yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmayı ve böylece etkili, akıcı bir dille düzyazı, makale ve deneme türünde yazılar yazabilir, sözlü yorumlar sunabilir düzeye gelmelerini; Bağımsız ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi; Bireysel gelişimlerine, okullarına, toplumlarına ve çevreye duydukları sorumluluk bilincini geliştirmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

DERS PROGRAMI

Diploma adayı, altı grubun her birinden, sunulan seçenekler dahilinde bir ders seçmek zorundadır. Türkiye´de, Anadil ve Sosyal Bilimler dersleri Türkçe, diğer dersler ise İngilizce olarak uygulanır.

  1. Grup : Dil A1 - Öğrencinin en başarılı olduğu dilde, genellikle de anadilinde olmak üzere edebiyat çalışmaları yapılır.
  2. Grup: Dil A2 - İkinci bir dilde çok yetkin öğrencilerle işlenen dil ve edebiyat dersi.
  3. Grup: Bireyler ve Toplumlar -İşletme ve Yönetim, Ekonomi, ITGS, Felsefe ve Psikoloji.
  4. Grup: Doğa Bilimleri - Biyoloji, Kimya, Fizik.
  5. Grup: Matematik - Matematik (İleri Düzey), Matematiksel Yöntemler (Standart Düzey).
  6. Grup: Seçmeliler - Öğrenciler ilk beş gruptan herhangi bir dersi seçebilecekleri gibi, okul müfredat programına göre özel onay almış bir ders de seçebilirler.

ALTI DERS GRUBU DIŞINDAKİ ZORUNLULUKLAR

  1. BİTİRME TEZİ (EXTENDED ESSAY/EE)

IB Diploma Programı´nın önemli bir parçası olan Bitirme Tezi, öğrencinin seçtiği altı dersten birine ait bir konunun; program dahilinde ilgi duyduğu bir konu üzerinde yoğunlaşarak ve okuldan bir danışman öğretmen gözetiminde hazırladığı en az 4000 sözcükten oluşan bir kompozisyondur. Bu rakam, dipnotları ve kaynakçayı içermemektedir.

  1. BİLGİ KURAMI (THEORY OF KNOWLEDGE/TOK)

Bilgi Kuramı dersinde bilginin çeşitli biçimlerinin kökeni ve geçerliği incelenir. Öğrenci bu derste bilginin keşfi ve yaratılışına ilişkin kişisel bir bakış açısı geliştirmeyi öğrenir. Bu ders, IB Diploma Programı´na özgü bir derstir ve iki yıllık müfredat programına yayılacak şekilde en az 100 saat çalışılmalıdır.

  1. YARATICILIK, ETKİNLİK, HİZMET (CREATIVITY, ACTION, SERVICE/CAS)

IB felsefesinin temelinde, "bireyin bir bütün olarak eğitimi" görüşü var olduğu için, her diploma adayı öğrenci, CAS çalışmasında yer almak ve iki yıl içinde 150 saatini bu çalışmaya ayırmak zorundadır. TOK, CAS ve EE alanlarında gerekli çalışmanın yapılmaması durumunda, öğrenci diploma almaya hak kazanamaz.

ÜNİVERSİTEYE GEÇİŞ

IB diplomasına sahip olan öğrenciler yurtdışında bu diploma ile kabul veren üniversiteler için minimum şartı yerine getirmiş olurlar. Ancak her üniversitenin ve bölümün farklı not ortalaması gereksinimleri bulunduğu için üniversitelerin direkt 1.sınıfına girebilmeleri için minimum 32 puanı kazanmış olmaları gerekmektedir. Bu not ortalaması okuldan okula ve bölümden bölüme göre değişiklik göstermektedir. Dünya sıralamasında ilk 50’lerde olan üniversiteler IB notu olarak minimum 38 istemektedir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

1- Öğrenciler Neden IB Programını seçmeliler?

Bu program sağladığı eğitimle konuların genişlemesine ve derinlemesine incelenerek, bilginin doğasıyla karşılaştırıp disiplinler arası bir alan yaratır. IB diploma programı öğrencilerini kendi dil ve kültürlerinden bir temel oluşturarak uluslararası bakış açısına teşvik eder. Öğrenmeye olumlu bir davranış geliştirdiği gibi üniversite eğitimine hazırlar. Özenli bir dış değerlendirme ile uluslararası standartlarla dünya üniversitelerine nitelikli bir yapı oluşturur ve isim kazandırır. Öğrencinin tüm gelişiminin -fiziksel, zihinsel, duygusal ve ahlaki açıdan- üzerinde durur.

 2- IB Diplomasının avantajları nelerdir?

IB öğrencileri uluslararası geçerliliği olan bir diploma ile mezun olurlar. IB diploması, dünya çapında pek çok üniversiteye giriş koşulu olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, IB mezunları ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki üniversitelere girerken birçok ayrıcalık kazanmaktadırlar. Ayrıca Türkiye'de birçok vakıf üniversitesi farklı oranlarda IB öğrencilerine burs olanakları sunmaktadır.

 3- Üniversiteye geçişte kaç IB Puanı gerekmektedir?

IB Puan gerekliliği üniversiteden üniversiteye değişiklik göstermekte olup 32-40 arasında bir skor gerekmektedir. İlaveten yalnızca total skoru tutturmanın yanı sıra belli bölümler ve okullar için High Level ve Standard Level dersler için de belirli koşullar aranmaktadır.

Örneğin; King’s College London Üniversitesi, İşletme programı için şu koşullar aranmaktadır:

35 Total Skor ve minimum 766 high level alınan derslerden alınması gerekiyor ve ayrıca en az bir dersin sosyal bilimler derslerinden olması gerekmektedir. Örneğin İngiltere’nin en iyi Mühendislik okullarından Imperial College London Mühendislik bölümü için ise şu koşullar aranmaktadır:

38 Total Skor ve minimum 66 high level Fizik ve Matematik derslerinin alınması gerekiyor.

4- IB Diploma programında not sistemi nasıldır?

Diploma Programındaki dersler yedili skala üzerinden notlanır.

7 =Mükemmel
6 =Çok İyi
5 =İyi
4 =Yeterli
3 =Orta
2 =Yetersiz
1 =Çok Yetersiz

IB Diploması almak için diploma puanının en az 24 olması gerekmektedir. Öğrencinin Bilgi Kuramı ve Tez çalışmaları için ödül olarak en fazla +3 puan verilebilir. En yüksek diploma notu 45'tir.

5- Türkiye’de hangi okullar IB Diploma Programı sunmaktadır?

Türkiye’de birçok özel lise IB Diploması vermektedir. Şu anda 39 tane özel lise IB eğitimi vermektedir. Bunların arasında KOÇ Lisesi, TED Kolejleri, Doğa Kolejleri, Ahmet Ulusoy Lisesi, Özel Bilkent Lisesi, Özel Eyüpoğlu Lisesi, Tarsus Amerikan Koleji, İzmir Amerikan Koleji, Enka Okulları, Özel Yüce Okulları, Üsküdar Amerikan Koleji, Özel Arı Okulları bulunmaktadır.

6- Türkiye'deki üniversitelere giriş politikalarında IB diplomasının yeri nedir?

IB diploması ile MEB lise diplomasının denkliği henüz tanınmamıştır; dolayısıyla Türkiye'deki bütün IB okulları bu programı ek bir program olarak okutmaktadırlar. Hem lise hem de IB diplomasına sahip olan öğrenciler, ÖSYM tarafından yapılan üniversite giriş sınavlarını almak durumundadır. Türkiye'deki üniversite giriş sınavlarında, lise diploması sonuçları dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte, IB diplomasına sahip olan öğrenciler üniversiteye girdikten sonra burslar alabilmekte, IB boyunca aldıkları derslerden muaf tutulabilmektedirler. IB diploma sahibi olan öğrencilerin, üniversite giriş sınavlarına girmeksizin üniversitelere kabulü konusunda ilgili kurumlarla yapılan görüşmeler olumlu bir şekilde devam etmektedir.

Türkiye'deki bazı özel üniversiteler (Sabancı Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Başkent Üniversitesi) IB Diploma notu başarısına göre farklı oranlarda burs vermektedirler. Ayrıca Bilkent Üniversitesi, IB Diplomasına sahip olan öğrencilere ÖSS baraj puanına sahip olan öğrencileri üniversiteye kabul etmekte ve istediği bölümü okuma hakkını tanımaktadır.

7- IB diploma programı sadece yurt dışında okumak isteyen öğrenciler için midir?

Hayır. Program sadece yurt dışında okumak isteyen öğrenciler tarafından tercih edilmemektedir. Birçok IB öğrencisi programın sağladığı yararların farkında oldukları için programı tercih etmekte ve Türkiye'deki başarılı ve prestijli üniversiteleri kazanmaktadırlar. Ayrıca IB öğrencilerinin üniversitedeki akademik başarı düzeylerinin çok yüksek olduğu bir çok araştırma tarafından tespit edilmiştir.

8- IB sınavını geçemeyen öğrencinin IB diplomasını almak için bir şansı daha var mıdır?

Mayıs sınavını geçemeyen öğrenciler istedikleri takdirde Kasım ayında sınava tekrar girebilir.

9- IB öğrencilerin değerlendirilme koşulları nasıldır?

IB programında değerlendirme iç ve dış değerlendirme olmak üzere ikiye ayrılır. İç değerlendirme her bir IB dersi için okuldaki IB öğretmeni tarafından yapılan değerlendirmedir. Yapılan iç değerlendirme sonuçları IBO' ya gönderilir ve IBO tarafından denetlenir. Bu iç değerlendirmeler genellikle değerlendirmenin %20-40'lık kısmını oluşturmaktadır. Dış değerlendirmeden kastedilen ise, 12. sınıfın mayıs ayında IBO tarafından gönderilen sınavlardır. Bu sınavlar her bir dersin aynı gün ve saatlerde bütün IBDP okullarıyla aynı anda ve aynı biçimde yapılan ortak sınavlarıdır. Bu dış değerlendirmelerde sınav soruları ve cevap kağıtları, standartlığın sağlanması için IBO tarafından gönderilmektedir. Sınav sonrasında cevap kağıtları titizlikle IBO'ya postalanır ve IBO tarafından sınavlar değerlendirir ve sınav sonuçları IB koordinatörlüğüne gönderilir. IBDP'nin bitirme koşullarından olan Bitirme Tezi, Bilgi Kuramı dersi,Yaratıcılık-Hareket- Hizmet aktiviteleri için herhangi bir yazılı sınav bulunmamaktadır. Bu üç temel etkinliğin IBO tarafından çok kesin ve net olarak belirlenmiş başarma kriterleri vardır.

 

Yurtdışında Akademik Eğitim İçin İlk Basamak:  Pathway / Foundation Programları

Dünya üzerinde sunulan yaklaşık 1400 pathway programı olduğunu ve bu programların küresel ölçekte 825Milyon USD’lik bir ekonomi yarattığını biliyor muydunuz? Peki nedir bu pathway/foundation programları?

Pathway /foundation programları en basit anlatımla,

  • Yurtdışında ingilizce olarak sunulan lisans programlarına gitmek isteyen uluslararası öğrencileri hem dil yeterliliği hem de akademik yeterlilik olarak üniversiteye hazırlayan
  • Akademik içeriği, İngilizce dil eğitimini, akademik ders ortamını ve kültürel adaptasyonu harmanlayan bir içeriğe sahip programlardır.

Pathway programları ile akademik bir diploma, sertifika yada not sahibi olmazsınız ancak bu programlar ile birçok üniversiteye direkt olarak geçiş hakkına sahip olabilirsiniz. Tek bir akademik programa yönelik programlar olabileceği gibi birçok program öğrenciler program sonunda farklı akademik alanlara geçiş imkanı sunuyor.

Zorunlu mudur, yararlı mıdır gibi sorular akla gelse de; üniversitelerin söz konusu programlara büyük önem verdiğini ve çok büyük avantajları olduğuna dikkat çektiklerini belirtmekte fayda var. Üniversitelerin bu programlar hakkında en önemli düşüncesi, söz konusu programların hem dil hem de akademik olarak gerçekten hazır ve kaliteli adayları yetiştiriyor olmaları. Boston College’dan Uluslararası Eğitim Merkezi Direktörü Hans de Wit’in sözleriyle; “pathway programları yetersiz hazırlığa ve becerilere sahip öğrencilerin kabul edilme riskini engellemiş oluyor

Bir çok yüksek eğitim kurumu söz konusu programları kendi bünyesinde sunsa da, dışarıdan bir partner ile çalışan, pathway programı sunma işini özel bir kuruma devreden üniversite sayısı da bir hayli fazla.

Öğrenci açısından bakacak olursak, en önemli konu pathway programlarına kabul için İngilizce yeterelilik seviyesinin lisans programlarına nazaran daha düşük olması. Lisan programlarının kabul şartı genel itibari ile IELTS 6-7 aralığında iken pathway programlarının şartı ise 5,2. Üniversite eğitimi için hem dil eğitimi hem de ön akademik hazırlık sunan programlar öğrenci için en kaba tanımla bir hazırlık ve adaptasyon evresi sunmakta.

1400 civarında olan program sayısının neredeyse tamamına yakını İngilizce konuşulan ülkelerde sunulmakta. Bu ülkeler içinde de İngiltere tabi ki başı çekiyor. Tam 748 program İngiltere’de sunuluyor. Okyanusya ülkeleri (yeni Zelanda ve Avustralya) 195 program ile ikinci sırada. Kanada ve Amerika’nın oluşturduğu Kuzey Amerika grubu ise 145 programla takip ediyor. Her beş programdan dördü İngilizce yüksek eğitim için sunulmakta!

Programların yarısını ise beş ana kurum sunmakta; Cambridge Education Group, INTO University Partnerships, Kaplan International Colleges, Navitas ve Study Group.

Programların yıllık yaklaşık maliyetleri ise Avustralya’da 17Bin USD, İngiltere’de 22Bin USD ve Amerikada’da 18Bin USD seviyelerinde. Bu miktarların sadece eğitim maliyetleri olduğunu belirtmekte fayda var.

İngilizce konuşulan ülkelerdeki üniversitelerin gittikçe daha çok uluslararası öğrenci kabul etmeye başladıklarını ve bu konuda bir rekabetin de oluşmaya başladığını göz önüne aldığımızda pathway programlarının ilerleyen yıllarda daha da önemli hale gelebileceğini şimdiden belirtebiliriz.

AİLELERİN %77’si YURT DIŞINDA EĞİTİM DİYOR! 

Geçtiğimiz günlerde 16 ülkede 5550 ebeveyn ile yapılan bir araştırmada , ailelerin %77’ sinin çocuklarının lisans yada lisans üstü eğitimi için yurtdışını düşündüğünü gözler önüne serdi.

 HSBC’nin “Eğitimin önemi – The Value of  Education”  adlı araştırmada serisi kapsamında sunduğu “Yaşam için öğrenme – Learning for Life” adlı raporda , 23 yaş yada altında asgari bir çocuğu olan ailelerle yapılan araştırmanın sonuçları yayınlandı . Araştırma lpsos-MARI tarafından Mart-Nisan 2015 tarihinde online olarak yapıldı.
 


Araştırmanın Yapıldığı Ülkeler


Seçilen 16 ülke arasında uluslararası öğrenci potansiyelnin yoğun olduğu Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Türkiye gibi ülkeler de mevcut. Bu ülkelerde ailelerin %64’ü lisans için yurt dışı eğitimi düşünürken , % 70’ i ise lisans üstü eğitim için yurtdışı değerlendirmekte.

 Raporda Asya ülkelerinde ailelerin yurtdışı eğitime olan yatkınlığının daha fazla olduğu belirtiliyor. Malezya’da %80, Hong Kong’ta %74, Endonezya’da %74, Singapur’da ise %74 oranında aileler yurt dışı eğitime sıcak bakıyor. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran yarı yarıya: Kanada’da %51, Avustralya’da %52 ve Fransa’da %53. 
Lisansüstü eğitim için bazı ülkeler ise vaat ettiği potansiyel ile dikkat çekiyor. Görüşülen ailelerin Hindistan’da %88’i, Türkiye’de %83’ü, Çin’de %82’si ve Malezya’da %82’si özellikle lisansüstü programları için yurtdışını tercih etme eğilimindeler. 

Ankete katılan ailelerin yarısı, kendi kuşaklarına kıyasla çocuklarının yurtdışında okuma ve çalışma olanaklarının daha fazla olduğunu düşünüyor. Küreselleşen dünya ile olanakların geçmişe kıyasla artmış olduğu reddedilemez bir gerçek.  Ailelerin %80’i yurt dışı üniversite eğitimini dünyayı daha iyi tanımak ve anlamak için olmazsa olmaz olarak belirtirken, %51’i yurt dışı eğitimi, yurtdışında yaşama, çalışma ve farklı kültürleri yakından tanımak için bir fırsat olarak değerlendiriyor. 

ALIM GÜCÜ YÜKSELİYOR! 

Konunun ekonomik boyutlarına geldiğimizde ise ailelerin sadece %34’ü maliyeti nedeni ile yurt dışında eğitimi bir seçenek olarak değerlendirmiyor. Yurt dışı eğitimi tercih etmeyenlerin bir diğer argümanı ise kendi ülkelerindeki eğitim kalitesi. Konuya olumsuz yaklaşan ailelerin %26’sı kendi ülkelerinde ki eğitim kurumlarının daha iyi olduğunu belirtirken, Malezya’da bu oran %48, Hindistan’da %47, Singapurda ise %53.  

Olumlu bakanların tarafına geçtiğimizde ise çarpıcı bulgular ortaya çıkmakta. Yurt dışı eğitim seçme eğilimi olan ailelerin genelde kendi ülkelerindeki eğitim için verecekleri bedelden daha fazlasını yurt dışı eğitime vermeyi kabul ettikleri elde edilen en çarpıcı bulgular arasında. Ailelerin %80’i maliyeti kendi ülkelerinde eğitime kıyasla daha fazla olmasına rağmen yurt dışı eğitimi tercih edebileceğini belirtiyor.

 Aşağıdaki grafikte, kendi ülkelerindeki eğitimin maliyetine oranla %25’e kadar fazla ücret ödemeyi kabul edenler kırmızı ile gösterilmekte ve genel ortalamada bu oran %45. Ailelerin %24’ü ise %50’ye kadar fazla ücret ödemeyi kabul etmiş durumda ve grafikte mavi olarak belirtiliyor.  

 
Gri çubuk : %50’ye kadar maliyet farkını kabul edenlerin yüzdesi 
Kırmızı çubuk : %25’e kadar maliyet farkını kabul edenlerin yüzdesi 
Gelişmekte olan ülkelerde %25’e kadar maliyet farkını kabul edenlerin oranı neredeyse yarı yarıya. İngiltere, Fransa ve Avustralya gibi ülkelerde ise bu oran %20’lerde. 
Türkiye’deki eğilim ise genel ülke ortalaması ile neredeyse aynı: Türk ailelerin %28’i %50 fiyat farkını kabul ederken, %46’sı ise %25’e kadar fiyat farkını kabul edebileceğini belirtmiş durumda.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kapsandığı raporun daha detaylı analiz edilmesi gerektiği bir gerçek ancak yine de HSBC’nin yaptığı bu değerli araştırma yurt dışı eğitim sektörü için önemlil bulgular içermekte. Özellikle ailelerin yurt dışı eğitimin ana sponsoru olduğu düşünülürse araştırmanın çarpıcı sonuçlarının değeri daha da artmakta.

 Sonuç olarak, yurt dışı eğitim, ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerde ailelerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiş durumda. En çok müzakere edilen konuların başında gelen ve karar almada negatif eğilim yaratan fiyat faktörünün etkisi ise oldukça önemsizleşmiş durumda. 

Türk öğrencilerin %96’sı yurt dışı eğitim diyor!

Üniversite çağındaki Türk öğrencilerin %96’sı yurtdışında alınacak bir akademik eğitimin gelecekte daha iyi iş imkanları bulmak için iyi bir tercih olduğunu düşünüyor. Türkiye’de gerçekleşen EAIE konferansında, British Council tarafından yayınlanan Eğitim Araştırması raporunda yer alan bu cümle Türk öğrencilerin yurtdışı eğitime karşı ciddi bir ilgisi olduğunu gösterse de öğrencilerin %86’sı maliyeti en önemli engel olarak belirtiyor. 

Gelişmekte olan bir ekonomiye sahip olan ve 2017’e kadar ortalama %5 büyüme beklentisi olan Türkiye, Avrupa dahilinde en yüksek genç nüfusa sahip. Bu saptamalarda bulunan rapor, bunun bir sonucu olarak yurtdışı eğitime olan talepte büyük bir artış bekliyor. 

EAIE konferansında yayımlanan “Uluslararası eğitimin önemi: Türk öğrencilerin bakış açısı” 81 ilde toplam 4800 öğrenciyle yapılan anketin sonuçlarına dayanıyor. En büyük 18.ekonomiye sahip olan Türkiye’nin 76 Milyonluk nüfusu ve %42’sinin 24 yaş altı olması, yakın gelecekte yurtdışı eğitime olan talepte patlama beklentisi yaratan ana etkenler olarak raporda yer alıyor. Raporda ayrıca yükselen GSYH ve kişi başı milli gelir, ekonomik anlamda güçlenen bir orta snıf varlığına ve yurtdışı eğitimi karşılayabilecek nüfusun artmasına işaret olarak gösteriliyor.

Öğrenciler mezuniyet sonrası gelecek vaad eden, çalışmayı düşündükleri sektörlere örnek olarak mühendislik, tıp, bilgi işlem ve dijital medyayı gösterdiler. Söz konusu sektörler hükümetin 2011 Sanayi Strateji Raporunda hedeflediği sektörlerle birebir örtüşmekte. 

Öğrenciler yurtdışı eğitimin,  mezuniyet sonrası daha iyi iş imkanlarına sahip olamanın yanısıra daha iyi eğitim olanaklarına sahip olma, vizyonu genişletme ve yeni kültürleri tanıma anlamında iyi bir fırsat olduğuna inanıyor. Ülke olarak nereyi tercih edecekleri sorulduğunda ise öne çıkan ülkeler; Amerika, Almanya, İngiltere, Kanada ve Avrupa Birliği üyeleri.
2010 yılında, ağırlığı kısa dönem dil okulu olmak üzere toplam 49.116 öğrenci yurt dışında eğitim gördü. 22.383’ü ise en az bir akademik dönem(4-5 ay) yurt dışında kaldı. Ancak raporda farklı istatistik şirketlerinin raporlarını bir araya getirdiğinizde gerçek rakamın 100.000’e ulaşmış olabileceği belirtiliyor. 

 

Avustralya merkezli ve IELTS ortaklarından IDP Education tarafından geçtiğimiz yıl düzenlenen anketin sonuçları açıklandı. Firmanın tüm dünya çapındaki öğrencilerinden seçtiği 1000 kişi ile düzenlenen ankette, yurt dışı eğitim denilince ilk akla gelen 5 ülke olan Amerika, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Ağırlıklı olarak lisans mezunu öğrencilerin katıldığı ankette, ülkeler ekonomik uygunluk, güvenlik, eğitim kalitesi, mezuniyet sonrası iş imkanı ve ülkelerin vize politikaları açısından derecelendirildi.

Ekonomik uygunluk anlamında İngiltere sonuncu sırada yer aldı. Hem Sterlin’in diğer para birimleri karşısındaki güçlü paritesi hem de İngiltere’deki yaşam pahalılığı bu sonucun en önemli nedenleri olarak gösterildi. Yeni Zelanda ve Kanada ise öğrenciler tarafından ekonomik olarak en uygun ülkeler seçildi.

Eğitim kalitesi anlamında, Yeni Zelanda hariç başabaş bir durum ortaya çıkmakla brilikte Amerika’nın hala en beğenilen ülke konumu devam ediyor. Ancak söz konusu durumun lisans ve lisansüstü eğitimleri kapsadığını bir kez daha eblirtmekte fayda var. Amerika’daki çeşitliliğin getirdiği rekabet ortamının da buna neden olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Güvenlik noktasında ise yine sürpriz olmayan sonuçlar ile karşı karşıyayız: Yeni Zelanda ve Kanada en güvenlikli ülkeler olarak karşımıza çıkarken Amerika bu konuda epey geride. İngiltere ise bu konuda Amerika’dan iyi olsa da diğer ülkelere kıyasla durumu pek de iyi değil.

Üniversite için ülke seçiminde en önemli etkenlerden biri ise şüphesiz eğitim sonrası iş imkanları. İngiltere bu anlamda ne yazık ki mezunlara çok fazla fırsat sunamıyor. Yeni Zelanda uluslararası eğitim anlamında yeni gelişen bir ülke olarak bu konuda çeşitli çözüm arayışları içerisinde. Amerika, Kanada ve Avustralya bu konuda en iyi olan ülkeler olarak öne çıksa da ankete katılan öğrencilerin yarıya yakını eğitim aldıkları ülkede iş bulma konusunda çok iyimser değiller ve hükümetlere bu konuda çeşitli çalışmalar yapmaları için çağrıda bulunuyorlar. Avustralya ve Kanada bu nedenle yakın zamanda daha popüler olacak gibi gözüküyor.

Son olarak da vize politikaları. Kanada ve Avustralya bugüne kadar eğitim amacı ile ülkelerine gelecek öğrencilere vize anlamında her türlü kolaylığı sağlamış olsa da; yurtdışı eğitim pazarında payını artırma çabası olan Yeni Zelanda daha da iyisinin yapılabileceğinin en somut kanıtı. Hali hazırda genel olarak göçmen problemi yaşayan Amerika ve İngiltere ise bu konuda daha titiz daha uzun prosedürlere sahip ülkeler.
Bu beş maddenin herkes için farklı bir önem derecesi olduğu muhakkak. Ancak anketin bize gösterdiği en önemli sonuç hiç bir ülkenin diğerlerine kıyasla her anlamda en iyisi olmadığı. 
Yurtdışı eğitimde en iyi ülke diye bir şey söz konusu değil, sizin şartlarınıza uygun olarak en iyi seçenek söz konusu. Ve buna karar verirken de tüm bu etkenler ve ülkeler hakkında fikir sahibi olan, bilen bir danışmanla birlikte çalışmakta fayda var.

İrlanda Hükümeti Uluslararası Eğitim Sektöründe Kaliteyi Düzenleyici Sert Tedbirler Aldı!

İrlanda Hükümeti, uluslararası öğrencileri yakından ilgilendiren bir dizi reformu yürürlüğe koydu. Reformlar, uluslararası öğrenciler için sunulan programların kalitesini artırmak ve mevcut sistemi güçlendirmek adına düzenlendi. Söz konusu uygulamaların devreye alınmasında en büyük etken, 2014-2015 yıllarında kapanan ve genelde uluslararası öğrencilerin kayıtlı olduğu 17 okulun yol açtığı mağduriyetlerin benzerlerinin önüne geçilmek istenmesi.

Söz konusu reformlar kapsamında göze çarpan en önemli başlık ILEP – Interim List of Education Providers. İrlanda’da eğitim görmek isteyen uluslararası öğrenciler, bu listedeki kurumlardan birine kayıt olmaları halinde öğrenci vizesi alabilecekler. Birçok eğitiminin kurumunun sunulduğu listenin güncel hali 20 Ocak 2016 tarihinde açıklandı. Kısaca bir güven listesi olarak kabul edilen bu liste ile İrlanda Hükümeti, öğrencileri denetimlerden başarı ile geçmiş, güvenirlikleri ve kaliteleri şüphe içermeyen eğitim kurumlarına yönlendiriyor. Listenin bir sonraki güncellenme tarihi ise 28 Nisan 2016. Açıklanan liste ile uluslararası öğrencilerin, eğitim kurumundan ziyade İrlanda’ya göçmen olarak gelmek isteyenler için vize fabrikası şeklinde çalışan kurumlardan uzak tutulması ve göçmenliğin engellenmesi hedefleniyor.

Bir başka başlık ise uluslararası öğrencilerin çalışma izni süresi. Yeni uygulamadan sonra,  öğrenci vizesi ile İrlanda’ya giden öğrenciler, Mayıs – Ağustos aylarında ve 15 Aralık- 15 Ocak arasında kalan dönemlerde haftada 40 saat; kalan dönemde ise haftada 20 saat çalışma iznine sahip olabilecekler.

Bir diğer önemli konu ise vize sürelerinin azaltılması. Geçmişte AB dışından gelen öğrenciler vizelerini 1 yıl uzatabilirken bu süre yeni uygulama ile 8 aya düşürüldü.

Dil okuluna gidecek öğrencileri de yakından ilgilendiren bir dizi uygulama da yürürlüğe girdi. Dil okulu öğrencilerinin öğrenci vizesi alabilmesi için de haftada en az 15 saatlik bir programa minimum 6 aylık kayıt yaptırmaları gerekiyor. Daha önceki uygulamada 6 ay eğitim sonrasında İrlanda’da çalışmak için yada turistik amaçlı olarak 6 ay daha kalabilen öğrenciler artık 6 aylık eğitim sonrası sadece 2 ay daha İrlanda’da kalabilecekler.

Okulların akreditasyonu da sıkılaştırılan bir diğer konu. Yasal olarak zorunlu olmayan dil okulu akreditasyonu da artık zorunlu hale getirildi. ACELS (Accreditation and Coordination of English Language Services) yada muadili bir kurum tarafından akredite edilmeyen dil okulları hükümet tarafından resmi olarak tanınmayacak.

Uluslararası öğrencilerin mağduriyetinin önüne geçecek ve sektördeki toplam kaliteyi yükseltecek bu uygulamalar neticesinde yakın bir zamanda 5-6 kurumun kapanmasının an meselesi olduğu da konuşulmakta.

 

 

MBA’in tahtı sallanıyor !

MBA olarak bilinen İşletme Yüksek Lisans Programı, önde gelen finans şirketlerinde ve holdinglerde iyi pozisyonlara ulaşmanın ve kuvvetli bir kariyerin ön şartı olarak kabul görmesi sebebiyle sadece işletme mezunlarınca değil mühendislik mezunlarınca da uzun yıllardır yüksek talep görmekte. Ancak bu klasik algı ve talep için değişim başladı ve MBA’in popülaritesi giderek azalmakta.

Kuşkusuz bu duruma ilk ana etken, son yıllarda inanılmaz derecede artan rekabet. 2005 yılında işletme yada daha kapsamlı İngilizce tabiri ile “business” okullarının sayısı 7500 civarında iken 2014 yılında bu sayı 16Bin’e yaklaşmış durumda. The Association to Advance Collegiate Schools of Business (AACSB) kurumunun yaptığı araştırmada ortaya çıkan bu rakam sektördeki talep patlamasını kanıtlıyor. Ancak son on yıl içerisinde sisteme dahil olan 8000 yeni okulun azımsanamayacak kısmı klasik MBA programlarından ziyade daha farklı yüksek lisans programları yada profesyonellere yönelik çeşitli sertifika programları sunmakta.

Farklı programlara yönelik talebin altında yatan ana neden ise doğal olarak maliyet. Önde gelen okulların sunduğu MBA programlarının maliyetileri satın alınabilir seviyelerden uzak. Bu nedenle öğrenciler mezuniyet sonrası kazançlarını düşünerek borç / kredi gibi metodlarla bu parayı karşılamaya çalışıyorlar. Bir diğer durum ise hali hazırda çalıştıkları şirketlerin bu maliyeti karşılaması ancak buna gücü yeten yada karşılamak için gönüllü şirket sayısı ise giderek azalmakta. İşverenler klasik MBA programları yerine daha çeşitli, daha farklı programlar sunan ve günümüzün değişen ticari hayatına uygun programlara sahip okulları tercih etmekte oldukları gibi işe alımlarda bu tarz programlardan mezun adaylara da öncelik veriyorlar.

Klasik MBA’in ötesindeki alternatiflere yönelişin ana nedenini ekonomik olarak belirtmiştik. Programları sunan okullar da bunun gayet net farkında oldukları için oldukça düşük ücretli programlar sunuyorlar. Buna olanak sağlayan ise gelişen teknoloji. Bir çok okul “online eğitim” diye tabir edilen sistemlerle, çok daha ucuz maliyetlere, farklı programları dünyanın herhangi bir yerindeki kullanıcı için mümkün hale getiriyor. Bu şekilde, farklı programlara katılarak klasik MBA maliyetlerinin çok daha altında MBA muadili sayılabilecek sertifikalara sahip olan öğrencilerin sayısı oldukça fazla. Çeşitliliğin getirdiği avantaj ise klasik eğitimin yerine farklı konularda daha derinlemesine bilgi sahibi olmak ve uzmanlaşmayı sağlaması.

Bu anlamda en çarpıcı ve uç örnek Laurie Pickard’ın blog sayfası: No pay MBA (MBA’e para verme). Laurie uzaktan eğitim metodu ile katıldığı programlar ile 1000 USD’ın altında bir rakama MBA muadili sertifikalara nasıl sahip olduğunu blog sayfasında anlatıyor. Kısıtlı bütçelere ancak sınırsız internet erişimine sahip öğrenciler için mükemmel bir model olan Laurie’nin çalışması, işletme yüksek lisansı yada lisans sonrası işletme benzeri programların gideceği nokta hakkında bize net bir fikir veriyor. Bu durumu farkeden saygıdeğer üniversiteler ve okullardan cesur olanları ise değişim için gerekli adımları atmaya başladılar. University of Illınois bu yıl herhangi bir başvuran için ilk digital MBA diplomasını vermeye hazırlanıyor. Ancak programın maliyeti hala makul seviyelerde değil; 20.000 USD! Söz konusu rakam dünyanın önde gelen okullarının sunduğu MBA programlarından ucuz olsa da farklı alternatiflerle kıyaslandığında hala uçuk bir rakam.

Ancak online MBA sunan okullara baktığımızda, çok daha düşük rakamlar ve karşılanabilir seviyeler sunan okulların sayısı oldukça fazla. AACSB’ye göre online program sunan okulların sayısı son beş yılda %25 artmış durumda. Talep kanadında ise, MBA eğitimi planlayan aday öğrencilerin %27’si online eğitim alma eğiliminde. Bu rakam 2008 yılında sadece %4,4 idi.

Sektörde farklılaşan bir başka nokta ise şirketlerin kendi “üniversitelerini” kurmaya başlamaları. Intel, GE, Perdue gibi firmalar kendi çalışanlarının ileri eğitimi için kendi eğitim kurumlarını oluşturmuş durumda. Bu eğilimin de giderek artmakta olduğunu belirtmeye gerek bile yok. İlginç bir diğer nokta ise nokta atışı programlar sunma eğiliminde olan okullar. Kanada Athabasca Üniversitesi Hokey Endüstrisi için uzmanlaşmış MBA programı sunuyor!

Hokey takımı idaresi olsun, tedarik zinciri yönetimi olsun, inovasyon ve dizayn bölümleri olsun yakın bir zamanda her ihtiyaca yönelik lisans sonrası işletme programları göreceğimiz günler çok uzak değil. Son on yıldır konfeksiyon mantığı ile herkese aynı eğitimi sunan klasik MBA programları yerine terzi modeli her ihtiyaca özel programlar yakında çok daha popüler hale gelecek kuşkusuz. Buna en büyük destek, uzmanlaşmış çalışan ihtiyacını daha belirgin dillendiren firma sayısının artması.

Hemen hemen herkesin sahip olduğu ve talep edilirliği, farklılığı giderek azalan MBA programları yerine daha kısa süreli ve daha az maliyetli, daha spesifik içerikli işletme programlarına sahip adayların çalışma hayatının yeni kazananları olacağı gelecek artık çok yakın!

 

Yurt Dışı Eğitim Pazarının Cazibesi Göçmenlik Kapılarını Açmaya Başladı! 

Uluslararası eğitim birçok ülke ve kurum tarafından artık önemli bir ihracat ekonomisi olarak kabul görmeye başladı. Uluslararası eğitim ekonomisi analiz edildiğinde, ödenen okul ücretlerinin yanı sıra öğrencilerin konaklama, yaşamsal masraflar, ülke içi seyahat ve sosyal yaşam için harcadıkları para bir bütün olarak ele alındığında, uluslararası öğrencilerin gittikleri ülke ekonomisine katkılarının çok ciddi bir ihracat pazarı yarattığı artık yadsınamaz bir gerçek. Durumun ciddiyetini önde gelen bazı ülkeler ile açıklayabiliriz. 

ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre uluslararası öğrencilerin okul ve yaşamsal masrafları ile Amerikan ekonomisine olan katkısı yıllık 22.7 MİLYAR USD!  

2010 yılı verilerine göre uluslararası öğrencilerin Kanada ekonomisine olan katkısı 8 MİLYAR CA$! Yarattıkları 86.000 kişilik istihdamın devlet gelirlerine olan katkısı 455Milyon CA$ 
Uluslararası eğitim Avustralya ekonomisinde üçüncü büyük ihracat sektörü! 
İngiltere’nin uluslararası eğitimden her yıl elde ettiği gelir 8 MİLYAR Sterlin! 
Bu sektöre yönelik yatırımlarını ve teşviklerini yeni yeni artıran İrlanda, 700 Milyon Euro lisans ve lisansüstü eğitimden, 300 Milyon Euro’da dil eğitiminden olmak üzere 1MİLYAR Euro gelire ulaşmış durumda. 
2012 yılında Yeni Zelanda’yı seçen yaklaşık 100 Bin öğrencinin ülke ekonomisinde yarattığı istihdam 32.000 kişi, ekonomiye yaptığı katkı ise 2 MİLYAR NZ$.

 Ekonomilere olan bu muazzam doğrudan etki artık sadece buzdağının görünen kısmı olarak kabul ediliyor. Birçok hükümet uluslararası eğitim ekonomisini, uluslararası ilişkiler, ülkeler arası ticaret ve nitelikli işgücünü geliştiren önemli bir kavram olarak ele almaya başladı. 

Ciddi ekonomik katkıların ve diğer alanlardaki fırsat olanaklarının sonucu olarak birçok önde gelen ülke, yenetekli ve nitelikli uluslararası öğrencilerin eğitim sonrasında ülkelerinde kalma oranlarını artırmak üzere çalışmalara başladılar. Uzun süreli ya da sürekli olarak ülkelerini çalışmak ve yaşamak için tercih etmelerini sağlamak birçok ülkenin öncelikli hedefleri arasına girmiş durumda. Nitelikli göçmenlik olarak adlandırabileceğimiz bu durumu teşvik etmenin altında yatan ana neden ise şüphesiz gelişmiş ülkelerdeki düşük nüfus artış oranı ve yaşlanan toplum neticesinde ortaya çıkan yetişmiş iş gücü açığı. 

Gelişmiş ülkelerin çözmek için çaba sarfettiği en önemli konulardan biri olan toplumun artan yaş ortalamasını düşürmek ve ileride açığa çıkacak olan yetişmiş iş gücü açığını kapatmak için deyim yerinderiyse beyin göçü savaşları başlamış durumda. Science Guide’ın Hollanda özelinde yaptığı araştırmaya göre; 2006 yılında 35 bin uluslararası öğrenciye evsahipliği yapan Hollanda, 2012 yılında bu rakamı 58 bine çıkartmış durumda. Bu öğrencilerin %20’sinin mezuniyet sonrasında ülkede çalışmaya başlaması ile yaratılan katma değer ise 740 Milyon Euro. Uluslarası öğrencilerin Hollanda’da kalma nedenlerini üzerine yapılan bir araştırmanın elde ettiği bulgular diğer gelişmiş ülkelere de rahatlıkla adapte edilebilir sonuçlar içermekte. “Uluslararası Yeteneklerin Hollanda’yı Seçmesi” başlıklı araştırmada aşağıdaki maddelerin eğitim sonrası ülkede kalma ya da geri dönme kararını etkilediği belirtilmekte; 

-Yaşam standartları 
-Sosyal ve politik ortam 
-Tam vatandaşlık haklarına erişim imkanı (Hollanda’da tamamen mümkün olmadığı için bir dezavantaj olarak raporda belirtilmiş) 
-Vize ve göçmenlik prosedürlerindeki bürokrasi zorluğu seviyesi 
-Güvenli ve sağlıklı yaşam alanı imkanı 
-Kültürel ve sosyal imkanların çokluğu 
-Toplumdaki yabancılara karşı olan hoşgörü ve misafirperverlik 
-Yerli halk ile olan ilişkiler ve arkadaşlık seviyesi 
-Kariyer planlamada destek alma imkanları 
-Resmi yerel dili öğrenmek için sunulan imkan ve destekler 

Bu bulgulara bizlerin ilave edecekleri ise şunlar:

 -Uluslararası öğrencilere eğitimleri sırasında yerel kültüre daha rahat, daha hızlı adapte olmalarını sağlamak üzere sunulan sosyal, akademik ve yönetimsel destek imkanları 
-Eğitim sırasında ya da eğitim sonrası göçmenlik başvurusu durumunda eşlere ve ailelere ülkede oturum alma konusunda sunulan kolaylıklar 
-Burs imkanları (ekonomik yeterliliği olmayan yetenekli ve nitelikli öğrencilerin ülke seçimi kararlarını etkileyen en büyük nedenin bu olduğu çok açık kabul edilen bir gerçek); 
-Ülkeler bazında uygulanan politikalar 
-Uluslararası eğitimde öne çıkan ülkerin hepsi düşük doğum oranı, nitelikli iş gücü açığı, yüksek yaş ortalamalı toplum gibi sorunlara sahip olsa da hepsinin bunların üstesinden gelmek için uyguladığı politikalar ve çözüm yolları farklı. 

Kanada, uluslarası eğitim için ülkelerine gelen öğrencilerin göçmenlik başvurularını kolaylaştırmak ve nitelikli göçmen sayısını artırmak için en çok çaba gösteren ülke. 2008 yılında başlattıkları Canadian Experience Class uluslararası öğrencilerin hızlı bir şekilde oturum izni almalarını oldukça kolaylaştırmış durumda. 
Bunun yanı sıra AB ülkelerinden Avusturya, Almanya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, Slovenye ve Norveç’in tamamı uluslararası öğrencilere mezuniyet sonrası iş bulma amacıyla belli bir süre oturum izni sağlamakta. 

Doğu dünyasında ise Japonya ve Malezya eğitim ve çalışma anlamında tercih edilen ülkeler arasına girebilmek için gereken reformları hızla düzenlemeye başlayanlar arasında. 
Tüm bu olumlu örneklere rağmen, olumsuz olan bir örnek ise İngiltere. Net göçmen seviyesini yıllık 100 binin altına çekmek isteyen İngiltere, bu nedenle vize politikalarını oldukça sıkılaştırmış durumda. Bu durumun uzun vadede ülke ekonomisine negatif etki yapacağını belirterek söz konusu politikaları eleştirenlerin sayısı ise azımsanmayacak derecede. 

Sonuç olarak yurtdışında eğitimi seçen birçok öğrencinin hedefinde, gittiği ülkede niteliklerine ve aldığı eğitime uygun bir iş bulduğu takdirde göçmenliğe başvurarak oturum izni almak olduğu çok bilinen bir gerçek. En azından belli bir süre eğitim aldığı yabancı ülkede çalışma imkanına sahip olmak ise; öğrencilerin tamamına yakınının istediği bir durum. Uluslararası eğitimin yükselen ekonomik figürleri, ülkeleri bu konuda pazar paylarını artırmaya teşvik ediyor. Dolayısıyla ülke seçimlerinin altında yatan yukarıda saydığımız nedenleri keşfeden ya da kabul eden ülkeler öğrencilere bu imkanları sağlamak üzere çalışmalara başlamış durumda

Özetle başlıkta dediğimiz gibi yurtdışında eğitim göçmenlik kapılarını da açmaya başladı! 

Avustralya uluslararası eğitim stratejisinin taslağını açıkladı

Avustralya hükümeti uzun süredir beklenen uluslararası eğitim strateji planını açıkladı. Rapor Avustralya’nın yurtdışı eğitim alanında önde gelen 5 ülke arasındaki yerini koruması için araştırma programlarına, uluslararası öğrenci sayısının artırılmasına ve global olarak tanıtıma vurgu yapıyor. Raporda ayrıca vize politikasının yalınlaştırılarak, daha kolay ve az maliyetli bir sisteme dönüşümünün ipuçlarını veriyor.

Ülkedeki yurtdışı eğitim sektörü 2009’daki sert düşüş sonrası hızlı bir toparlanma gösteriyor. 2014 yılında tüm zamanların en yüksek uluslararası öğrenci sayısına ulaşan sektör, ülke ekonomisine 16.3 Milyar Dolar (AUD) katkı sağladı. Eğitim Bakanı Christopher Pyne, kamuoyunun görüşüne sunulan raporun ana amacının, uluslararası eğitimin ülke ekonomisindeki ana ihracat kalemlerinden biri olmasını devam ettirmek olduğunu belirtti. Geleneksel sanayi kollarının baskı altında olduğunu belirten Pyne, Avustralya’nın uluslarası eğitimdeki küresel talep patlamasına hazırlıklı olduğunu ve öğrencileri küresel anlamda profesyonel iş hayatına hazırlayabileceklerini bildirdi. 

Pyne açıklamasında: “Uluslarası eğitim ekonomik yararlarının ötesinde bir çok fayda sağlıyor. Uluslararası eğitim ülkemizdeki kültürel zenginliği artırıyor ve eğitim kurumlarımızın gelişimine ciddi katkılar sağlıyor. Bunun yanısıra uluslararası öğrenciler ülke ekonomisine, şehirlere ve kasabalara ciddi katkılarda bulunuyor” dedi. 

Hükümetin hazırladığı planda, eğitim süresince ve sonrasında çalışma imkanları ana maddelerden biri olarak göze çarpıyor. Her daim eleştirilen konaklama konusunda ise çözüm olarak kampüs alanlarına yakın konaklama alanlarının inşaası ve diğer ülkelerdeki örnek uygulamaların incelenmesi öneriliyor. Ülkedeki uluslararası öğrencilerin yapılan anketlerde her zaman konaklama kalitesi ve maliyeti anlamında çok ciddi eleştirilerde bulunduğu biliniyor. 

Uluslararası eğitim sektörüdeki zayıf noktalakarı güçlendirmek ve eksiklikleri gidermek için hazırlanan rapor doğrultusunda hedeflenen ana ülkeler doğal olarak Asya ülkeleri. Ancak Latin Amerika ve Ortadoğu vurgu yapılan diğer bölgeler. Taslak kamuoyunun görüş bildirmesi için Mayıs sonuna kadar yayında kalacak. Hükümet, taslağı sektörün önde gelenleri ile iki seans halinde 2015 boyunca görüşmeyi planlıyor. 

Değişiklik planlanan ana konulardan biri olan viye uygulamalarında ise 2017 Ocak’tan önce bir değişiklik beklenmiyor. 

 

Avustralya: Lisans Mezunları için fırsatlar ülkesi

Amerika ve İngiltere hala kaliteli bir eğitim denilince ilk akla gelen ülkeler gibi görülse de IDP’nin öğrencilerin algılarını anlamaya yönelik düzenlemiş olduğu en son Tüketici Davranışları Araştırması, lisans sonrası çalışma imkânları anlamında Avustralya’nın en iyi seçenek olarak kabul gördüğünü ortaya koyuyor.
Avustralya merkezli küresel bir eğitim kuruluşu olan IDP Education, söz konusu araştırmanın sonuçlarını, Brisbane’de düzenlenen ve birçok oturumunun konusunu öğrencilerin çalışma imkânlarına ayıran, AIEC konferansında ele aldı. Yakın zamanda düzenlenen bu anket, IDP tarafından bu alanda düzenlenen dördüncü anket ve kurumun tüm acente ağında bulunan öğrencilerden 1000 tanesi ile gerçekleştirildi.  

IDP Strateji Bölümü Müdürü Warwick Freeland, uluslar arası/yurtdışı eğitimin tüketici odaklı/merkezli bir pazar olduğuna dikkat çekerken, yapılan araştırmanın, bu sektörde çalışanların hizmet verdikleri kişilerin ihtiyaçlarına karşı daha hassas olmaları noktasında farkındalığı arttırmasını umduğunu belirtti. 

Avustralya’nın cömert Mezuniyet Sonrası Çalışma programı (PSW), çalışma anlamında fırsatlar ülkesi tanımlaması doğuran nedenlerden kuşkusuz en önde geleni. Ancak AIEC’de düzenlenen ve uluslar arası öğrencilerin konuşmacı olarak katıldığı bir panelde tüm bu olumlu duruma rağmen yapılacak birçok çalışmanın bulunduğu dile getirildi. Panele katılan öğrenciler, uluslar arası öğrencilere iş vermenin ve çalışma imkânlarının kolaylığı hakkında işveren kanadındaki bilincin artırılması yönünde çağrıda bulundular.

Ankette ayrıca Kanada ve Yeni Zelanda’nın ekonomik olarak en uygun, güvenlik anlamında en emniyetli ülkeler olmalarının yanı sıra, öğrenciyi destekleyen vize uygulamaları sunduğu ortaya çıktı. Amerika kalite anlamında en çok beğenilen ülke olmasına rağmen, güvenlik anlamında en az beğenilen ülke oldu. İngiltere ise ekonomik uygunluk anlamında en az tercih edilen ülke olmaktan kurtulamadı.

Kanada eğitim sonrası çalışma imkânları anlamında hala lider konumda ve buna en önemli etken eğitim esnasında çalışma imkânlarının sunuluyor olması. Bunun en büyük ispatı ise Kanada’da eğitim alan öğrencilerin, çalışma imkânlarının beklentilerinin çok üzerinde olduğu yönündeki geri bildirimleri.

Yeni Zelanda da son dönemde gelişim gösteren ve göze çarpan bir eğitim ülkesi. Bu tırmanıştaki en önemli etkenler; güvenli bir ülke ve ekonomik olarak makul bir seçenek olmakla birlikte diğer ülkelere kıyasla en kolay vize koşullarını sunuyor olması.

Tüm bu olumlu politikalara kıyasla İngiltere’nin 2012 yılında eğitim sonrası çalışmayı durduran düzenlemeleri öğrencilerin seçimlerini olumsuz yönde etkilediği gibi hala en pahalı ülke algısından kurtulabilmiş değil.

Ankete katılan öğrencilerin %40’ı yurtdışında iş bulmayı umduklarını belirtirken, %45’i ise kariyer için seçtikleri alanda iş bulmanın o kadar da kolay olmayacağını düşündüklerini belirtti. Öğrencilerin yarıya yakını ise, kariyerlerine destek anlamında, zayıf yeteneklerini geliştirmeyi sağlayacak şekilde kurumların / firmaların sürece belli bir seviyede dâhil olmalarını beklediklerini belirtti.

IDP Education Araştırma Bölümü Yöneticisi Lyndell Jacka, çalışmanın uluslar arası öğrencilerin iş bulma ve engellerini algılama, gelecek planları, kariyer hedefleri ve kurumlardan bu süreçte umdukları destek konularındaki beklentilerini anlama noktasında bir temel oluşturduğu bildirdi. 

Ekonomik koşullar ve piyasa koşullarının profesyonel bir iş bulma noktasında en önemli engeller olduğunu belirtirken, iş deneyimi bulma fırsatlarının da önemli olduğunu ekledi ve eğitim ile iş bulmanın doğal olarak iç içe geçtiğinin altını çizdi. 

Warwick Freeland ise, önde gelen ülkeler arasında eğitim rekabetinin artığının bilinen bir gerçek olmasına rağmen sektördeki rehavet havasından silkelenilmesi noktasında bir uyarıda bulundu: “Ankete katılan öğrencilerin %60’ı kendi ülkelerinde kaliteli eğitim veren kurumların arttığına inanıyor”.

Yine de birçok öğrenci uluslar arası bir eğitim almanın ülkelerindeki işverenlerin eleman seçimi tercihlerinde bir avantaj yarattığı konusunda hemfikir.

İngiltere Artık Sadece Bu Sınavları Kabul Ediyor!

6 Nisan 2015 itibari ile Trinity College London(TCL) ve IELTS, İngiltere Vize başvuruları için istenilen Güvenli İngilizce Seviye Sınavı’nı (SELT) yapmaya yetkili iki kurum olarak onaylandı. Söz konusu değişiklik 26 Şubat tarihinde İngiltere Parlemantosuna sunulan kapsamlı vize düzenlemesi içeren yasal düzenlemeler sonrası onaylanarak uygulamaya alındı.

Daha önceki tarihlerde SELT uygulamaya onaylı dört kurum olmasına rağmen, yapılan değişiklikle birlikte artık sadece TCL ve IELTS göçmenlik başvurusunda aranılan İngilizce yeterlilik sınavını yapmaya yetkili kurum olarak atandı. Söz konusu kurumlar British Council, IDP:IELTS Avustralya ve Cambridge Assessment kurumlarının ortaklığı olması ile biliniyor. 

Yapılan düzenlemenin ETS TOEIC sınavında yapılan sahteciliklerin BBC tarafından ortaya çıkarılması üzerine başlatıldığı biliniyor. Söz konusu sahtecilikler sonrası ETS’nin lisansı 2014 Nisan’ından itibaren iptal edilmişti.
Yapılan düzenleme sonrası City & Guilds IESOL, ESOL ve ISESOL sertifikaları ile Pearson Test of English Academic sınavlarının SELT olarak geçerliliği kalmamaktadır. IELTS haricindeki tüm Cambridge Assessment sınavları da listeden çıkarılmış durumda.

Söz konusu uygulama TCL cephesinde büyük memnuniyet yaratırken, Pearson’dan bir yetkili ise hükümet tarafından istenen tüm yükümlülükleri yerine getiren global bir eğitim şirketi olmalarına rağmen, PTE Academic’in ( Pearson Test of English Academic) UK SELT olarak geçerliliğini yitirmesini hayal kırıcı olarak tanımladı. Yetkili The PIE’ye yaptığı açıklamasında, Pearson olarak bugüne kadar vize başvuruları için rakibi olmayan bir seviyede güvenli, hızlı ve yaygın bir hizmet sunduklarını belirtti.

TCL sınavları sadece İngiltere’deki muhtelif 10 merkezde uygulanabilecek olmasına rağmen IELTS. sınavları dünya çapında uygulanma imkanına sahip. 

Geçiş süreci nedeniyle yaşanacak mağduriyetleri engellemek üzere 5 Nisan öncesinde alınmış tüm geçerli sınavlar Kasım 2015’e kadar kabul edilecek.

Yeni düzenlenen IETLS sınavları Nisan ayından itibaren IELTS Life Skills adlı bir bölüm içerecek. Yeni uygulanacak olan bu kısım, dinleme ve konuşma bölümlerinde A1 ve B1 notu (Avrupa Ortak Ölçüt Çerçevesi’ne göre) almak zorunda olan başvuru sahiplerine yönelik başlatılacak. 

NEDEN KANADA’DA EĞİTİM?

Türkiye’de eğitim almış veya eğitim gören birçok öğrenci artık uluslar arası deneyim ve de donanıma sahip olmak için yurtdışında eğitime yöneliyor. Lisans, yükseklisans, dil okulları ve de sertifika programları gibi birçok yelpazede eğitimler sunan ülkeler arasında, Kanada birçok özelliği ile en çok ilgi çekenler arasında. Yaz kış hareketli bir hayat sunan Kanada, diğer birçok özellikleri ile de daha uzun süre öğrencilerin favorisi olacak gibi görünüyor. 2010 Kış olimpiyatları da ayrıca bu sene Kanada da yapılmaktadır. Peki Neden Kanada?

- Dünya sıralamasında birinci.
- Ekonomil fiyatlar ile Kanada’da eğitim
- Yüksek yaşam standartları
- Konuksever ortam
- Doğal güzellikler ve güvenli bir ortam
- İleri teknoloji ülkesi olması ve de iki dil konuşulan bir ülke olması

Kanada’daki okullar, egitimde öncelikli sirada gelen ve en fazla talep edilen okullar arasinda yer alir. Kanada egitim sisteminde kisi basina ayrilan harcama diger G-8 ülkelerinin ayirdigindan daha fazla oldugu gibi, Kanada OECD ülkeleri içindeki ilk üçte yer almaktadir. Kanada üniversitelerinden alinan diplomalarin dünya çapinda taninmasina bagli olarak Kanadali üniversitelerden mezun olan yabanci ögrenciler basarili ve saygin bir kariyere sahip olurlar.

Dünya Siralamasinda Birinci
Kanada, 1994 yilindan bu yana BM ve EUI tarafyndan dünyada yasanilacak en iyi on ülkeden biri secilmektedir. BM anketinde Kanada özellikle yaygin egitim olanaklari, ortalama yasam süresinin uzunlugu (evrensel bir saglik bakim sistemi nedeniyle), düsük suc ve siddet orani gibi nedenlerle yüksek sirada yer almistir. Buna ek olarak, Vancouver, Toronto ve Montreal sehirleri güvenli ve temiz olmalari ve kültürel aktiviteler ve cekici yasam tarzlari sayesinde dünya siralamasinda yasanilacak ve calisilacak en iyi sehirler olarak seçilmektedir.

Ekonomik Fiyatlarla Kanada`da Egitim
Kanada’da okumak için gereken ücretler oldukça ekonomiktir. Yabanci bir ögrenci için Fen Edebiyat programlarinin bir ögretim yilli (8 ay) için maliyeti 7.100 Kanada Dolaridir. (4.765 US) Buna ragmen okul ücretleri kurumdan kuruma farklilik gösterebilir. 

Yüksek Yasam Standardlari
Kanada dünyada en yüksek yasam standardlarina sahip ülkelerden biridir. Kanadalilarin %70`inden çogu kendi mülklerine, otomobil buzdolabi, çamasir makinasi, televizyon, telefon ve radyo gibi dayanikli tüketim mallarina sahiptir.

Kanada’da basin, eglence ve sanatsal aktiviteler oldukça gelismistir. Kanadalilar 1.000 den fazla AM ve FM radyo istasyonu ile dinleyici ve izleyicileri egitmek, eglendirmek amaciyla hizmet veren 719 televizyon istasyonunu içeren gelismis ve dünya çapindaki kapsamli yayin sistemi ile gurur duymaktadir. 

Konuksever Ortam
Kanada kültürel çesitliligi tesvik eden gelenek ve politikalara sahip bir göçmen ülkesidir.
Kanada’da dünyadaki etnik gruplarin hemen hemen tamaminin varligi dikkat çekmektedir. Bunun sonucunda, Kanada’da spesifik kültürlerle özdeslesmis etnik mutfaklari ve eglenceli aktiviteleri bulmak mümkündür. Kanada`da klüplere ve etnik altyapilarin çesitliligini temsil eden derneklere kolayca ulasilabilir. Okullarda yabanci ögrencilerin danismanlari ögrencilere bu tarz gruplarla iletisime geçebilmek konusunda yardimci olmaktadir.

Dogal Güzellikler
Kanadalilar dogal çevrelerine büyük önem vermektedirler. Kanada’da her eyalet ve bölgede yerlesmis toplam 42 adet dogal park ve dogal park rezervleri bulunmaktadir. Her eyalet ve bölgede, eyalet parklari, kir alanlari, ekolojik ve dogal rezerv olarak ayrilmis alanlar mevcuttur. Ülkede 2000`in üzerinde benzer alan tahsis edilmistir.

Kanada’ya gelen ögrenciler dünyadaki en güzel ve dogal ortamlardan birine tanik olurlar. Kanada farkli cografyalarin ülkesidir. British Columbia’nin yesil kiyilari, Alberta’nin Rocky Daglari, ovalara bakan genis gökyüzü, St. Lawrence ve Great Lakes (Büyük Göller)’teki “akçaagaçsekeri ülkesi” ve Atlantik’in muhtesem sahilleri ve engebeli tepeleri ile Kanada`nin dis mekanlarinda görmeye deger çok fazla sey vardir. 

Güvenli Egitim
Kanada güvenli, adil ve huzurlu bir toplum olarak taninmaktadir. Kanada`da suç oranlari 1990`lardan beri düzenli olarak düsmektedir. 1977 Kanada polis raporlarina göre suç oranlarinin alti yildir %5 oraninda azaldigi görülmektedir. Son 5 yildir, siddet suçlarindaki düsüs de dikkat çekicidir. Kanada’da cinayet oranlari, tüm raporlanan siddet egilimli kazalarin %1` inden de az bir orani olusturmaktadir. Güneydeki komsusu ABD`den farkli olarak atesli silahlar siki bir sekilde kontrol edilir ve genellikle bu silahlarin Kanada içinde bulundurulmasina izin verilmez.

Yüksek Teknoloji Ülkesi
Bilgisayar ve enformasyon teknolojisinde uluslararasi lider durumunda olan Kanada telekomünikasyon, nakliye, mühendislik, havacilik, sehir ulastirma, mikroelektronik, tip aletleri, gelismis software hidroelektrik ve nükleer güç, laser ve opto-elektronik, bioteknoloji, yiyecek içecek, geometik, okyanus ve çevre sanayii gibi sektörlerdeki gelismisligi ile taninmaktadir.

İki Resmi Dil 
Kanada, hem Ingilizce hem de Fransizca`nin resmi dil oldugu bir ülkedir. Kanada`nin Fransizca konusan yerlesik halkinin büyük çogunlugu (%75) ülkenin dogu kisminda bulunan Quebec eyaletinde yasar, fakat ülke genelinde de Fransizca konusan topluluklar bulunmaktadir. 
2001yilindakii nüfus sayimina göre, Quebec nüfusunun %81`sinin anadili Fransizcadir. Quebeclilerin %83`ü Fransizca konusmaktadir. 

Kanada hakkında daha fazla bilgi için: http://en.wikipedia.org/wiki/Canada

Lingua francabazen ticaret dili olarak da adlandırılan bir köprü dilidir ve bu bağlamda ana dilleri aynı olmayan kişiler arasında iletişimi sağlamak için kullanılır. İngilizce belki de bu olgunun en güncel (ve küresel) örneklerinden biridir ancak Fransızca, İspanyolca ve Çince dâhil olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde kullanımda olan pek çok başka lingua francalar da bulunmaktadır.

Jan Capper şöyle diyor, "Şaşırtıcı bir şekilde aslında dünyanın %75'i İngilizce konuşmuyor". Bayan Capper, kendi ülkelerindeki dilleri öğreten önde gelen bağımsız dil merkezlerinin küresel bir ağı olan Uluslararası Dil Merkezleri Derneği'nin (IALC) yönetici müdürü ve Küresel Eğitim ve Dil Dernekleri Birliği'nin (GAELA) kurucularından biri.

İngilizce dışındaki dillerin öğretilmesine ilişkin pazarı tartışmak üzere yakın zamanda onunla bir araya geldik ve öğrencilerin neden diğer yabancı dilleri tercih ettiği konusunda ikna edici bir argüman sundu: "Küresel bir ekonomide insanlar, gittikçe daha fazla bir şekilde farklı ülke ve pazarlardan kişilerle iletişim kurmak zorunda kalmaktadır ve bunların çoğunda ortak dil İngilizce olmamaktadır. Eğer diğer ülkelerdeki ticaret ortaklarınızla gerçekten iyi ilişkiler geliştirmek istiyorsanız bunu başarmanın yolu onların dilini de konuşmaktır. Bu size avantaj sağlar."

Bayan Capper, öğrencilerin dil seçimlerinin coğrafya, kişisel ilgi veya aile bağlantıları dâhil olmak üzere pek çok faktörden etkilendiğini ancak ekonomik fırsatlar ve kariyer yönelimlerinin çoğunlukla en önemli unsur olduğunu vurgulamaktadır. Bu bakış açısından bakıldığında dil kullanımı, nüfus ve ekonomik büyümeye ilişkin önemli küresel eğilimler, yabancı dil eğitimi taleplerine ilişkin önemli temel göstergeler sunmaktadır.

Yakın zamanda farkına vardığımız bir durum olarak, küresel gücün gelişmiş ekonomilerinden Asya'ya ve hızlı bir şekilde büyüyen ekonomilere doğru yöneldiği, dünya tarihi açısından olağanüstü niteliğe sahip bir dönemde yaşıyoruz. Dünyanın en çok konuşulan dilleri (Çince, İngilizce, İspanyolca,  Hintçe, Arapça), en büyük ekonomileri (ABD, Çin, Japonya, Almanya, Fransa) veya en popüler ülkelerini (Çin, Hindistan, ABD, Endonezya, Brezilya) yansıtmak için dilediğiniz istatistiği bu gelişen güç değişiminin üzerinde konumlandırabilirsiniz.

Ekonomik büyüme ve ticaret fırsatlarına ek olarak, bir dilin özellikle diplomasi ve iş dünyası alanlarında ne kadar yaygın bir şekilde konuşulduğu yabancı dil öğrenenlerin dikkate aldığı diğer önemli unsurlardan biri.

Örneğin İngilizce dışında Birleşmiş Milletler'in 5 başka resmi dili daha bulunmaktadır Arapça, Çince, Fransızca, Rusça ve İspanyolca. Bu altı dil BM toplantılarında yaygın bir şekilde kullanılmakta ve, bütçenin uygun olduğu durumlarda, tüm resmi BM belgeleri bu altı dilin tamamı veya bir kısmında da yazılmaktadır.

Popülerlik açısından İspanyolca en az 20 ülkenin resmi dili olurken Almanca Avrupa Birliği'nde ana dil olarak konuşulan en yaygın dildir ve Fransızca İngilizce dışındaki beş kıtada konuşulan tek dildir.

İngilizceye yönelik talep yoğunluğunu korumakta ve İngilizcenin etkileşim, seyahat ve ticaret alanlarında küresel bir dil niteliğindeki konumu sorgulanamaz. Ancak bu perspektiflerden herhangi birinden bakıldığında, İngilizce dışındaki dillerin öğrenilmesi çok daha açık bir hal alır ve dünyada bugün tanık olduğumuz nüfus ve ekonomik güçlerdeki temel değişimler önümüzdeki birkaç on yılda yabancı dil eğitimine ilişkin taleplerin ne yöne doğru ilerlediğine ilişkin bazı önemler göstergeler sunmaktadır.

 

(Kaynak: www.ialc.org)

Bilgi İstek Formu
www.egitimal.com dan ulaşıp kayıt işlemlerini tamamlayan her 10. Öğrencimize egitimAL’ dan Yurtdışı Gidiş Dönüş bileti hediye!